“O”

Hayatımda onca kız gördüm tanıdım ama O’nun gibisini asLa…Tamam dedim işte “O” kişi “Bu”.Onca zaman anlattım sevgimi gösteremedim mi yoksa ayılıgımdan mı bilmem bir türlü görmedi beni…Bekledim,bekledim,bekledim.Sonunda gördü dedim.O’nu ne kadar cok sevdigimi gördü dedim.Ama öyle değilmiş ilişkimizin başlaması.Sadece bir yanlış anlama sonucuymuş hepsi.Olsun benim bundan haberim yoktu.O da mutlu ediyordu sonucta beni..Günler Gecti,Haftalar,Aylar ve 1 yıL 8 ay 17 Gün ve 14 Saat gecti,sonucta ne oLdu..Cok Sevdi Beni,Benim Sevdiğimden Daha cok oldugunu söylüyor ama öyle değil.Bunu Herkes biliyor Ben O’nu O’nun Beni Sevdiğinden Daha Cok Seviyorum..Zaman Gectikce Sevgimiz Arttı ya Kıskanclıkta beraberinde geLdi.Ama öyle böyle bi kıskanclık değiL.Yaşamadan kimse bilemez.Etrafımdakileri ne kadar incitsede bu kıskanclık sonucu yaptıgımız şeyler,Ben Bu Durumdan Cok Memnunum ve Hatta İyi ki böyle Cok Seviyoruz ve Size Göre Abartı görünebilecek Bu Kıskanclık iyi ki var.Olmasaydı Hayatın anlamını bilemezdim.Cok Mutluyum kimsenin yaşayamayacagı kadar cok mutluyum,tabi bunun yanında hergün göz yaşı da var.Yani düşünsenize neredeyse hiç durmadan 1 hafta aglamak.ne kadar zor birşey gibi geliyor ordan ama zor mor sevince hiçbişey bu.hatta bu gözyaşları insana mutluluk veriyor.Mutlu oldugum zaman bile aglamak istiyorum,çünkü olur da birgün “O” gider,beni terkeder diye insan korkuyor.Hiçbişeyden bu kadar cok korkmamıştım.”O”nu içime katasım ve ömür boyu oraya O’nu gömmek geliyor içimden ki hiç benden ayrılmasın,beni bırakmasın hep yanımda olsun…Ya :( daha düşünürken bile ne kadar içim yanıyor bir bilseniz.CANIM,GÜLÜM,BİDENEM,NEFESİM,HERŞEYİM,GUZUM BENIM NE OLUR BENI BIRAKMA YAAAA :(

 ALLAH’ım ne olur bizi hiç ayırma.Mutlu Olalım Ömrümüzün Sonuna Kadar…Ve ALLAH’ım ne olur bana olan güveni hiç sarsılmasın.Ben O’nu üzcek bişey asla yapmıyorum.HERŞEY SADECE O’nun İçin…Ne olur ALLAH’ım yardım et BİZE ve bizim gibi sevenlere. (AMİN)

Desem Ki

Desem Ki

Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır
Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini
Ormanların en kuytusunu sende görmekteyim
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm
Sende tattım yemişlerin cümlesini
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin.
Desem ki…
İnan bana sevgilim inan
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgarla nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi fark edemezsen
Rüzgarların nehirlerin kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme müsterih ol
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede
Hatırla ki mahşer günüdür
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum

- Cahit Sıtkı TARANCI

Avrupa’nın en büyüğü Milan

Futbolda kulüpler bazında en büyüğü belirleyen kupa, Monaco’da 33. sahibini buldu. Geçen sezonun Şampiyonlar Ligi Şampiyonu Milan, UEFA Kupası sahibi Sevilla’yı Inzaghi, Jankulovski ve Kaka’nın golleriyle 3-1 ile geçip UEFA Süper Kupası’nın 5. kez sahibi oldu!

Futbolda geçen sezon Avrupa’nın kulüpler bazında iki büyük kupasını kazanan takımlarını karşı karşıya getiren UEFA Süper Kupa maçı Monaco’da II.Louis Stadı’nda oynandı!

Avrupa Şampiyonlar Ligi şampiyonu İtalya’nın Milan takımı ile UEFA Kupası şampiyonu İspanya’nın Sevilla takımları arasındaki mücadelede gol perdesini 14. dakikada Renato açtı. İlk yarı bu skorla sona ererken AC Milan ikinci yarıya Inzaghi’nin 55′deki golü ile başladı. 62′de Jankulovski Milan’ı öne geçirirken, zevkli mücadelenin son anlarında kaznılan penaltıyı gole çeviremeyen Kaka, dönen topta topu kafayla filelere yollayarak 82. dakikada “Süper Kupa’nın şampiyonu Milan” dedi. Yazının devamını oku »

Photoshop CS3

Yüklemek İçin Devamını Okuyun… Yazının devamını oku »

31 Ağustos 2007 – Matt

    10:56

Ne değişti ki sabahları.Akşam yatıyoruz ve sabah o günün önemine göre erken ya da gec kalkıyoruz.En azından ben de öyle oluyor.Bugün Sabah erken kalktım.Hem Bugün Cuma diye hem de o Nalet Sınavı kazanamadım calısmam gerek diye.Evde yalnızım,her sabah kalk kahvaltı hazırla,bulaşıkları yıka..Annelerimizin değerini bilmiyoruz aslında.Ne kadar yorucu bir iş.Eve girip baksanız ev diyemezsiniz,evi bok götürüyor resmen.Böyle bir ortamda da şimdi ne calışılır degil mi?Ailemin gelmesine 1 gün kala güzelce temizlicem ama geldiklerinde bir ahır değilde bir ev bulsunlar :)

    15:12

10:56′dan beri pek fazla birşey yapmadım.Ama ilk defa kendimi iyi birşeyler yapıyormuşum gibi hissettim.Yani Bugün Herhalde en cok ders calıstıgım sabahımı gecirdim.Sonra Blogumda kelimeler bölümü acmaya karar verdim hem kendim için hemde ziyaretcilerim için.Sabahtan bu yana daha hiçbir şey yemedim.Birazdan birşeyler hazırlayıp yicem ama yine bulaşık :( Ne yapalım o kadar da olcak.Allah’a Şükür Herşeyimiz var.Bunu da Yapalım.neyse sonra Devam ederim :)

    00:37

İyiydi hem de cok,saat 23:45′e kadar herşey cok güzeldi.Takımım Macı kazanmıştı ama sonra o “Aradıgınız Kişiye Şu anda Ulaşılamıyor,Lütfen Daha Sonra Tekrar Deneyin” sözleri yıktı beni.Sebebini bilmiyorum kapatmasının ama ne olursa olsun cok içim yandı.Büyük ihtimal şarjı bitti ama olsun :( Cok canım sıkılıyor,birgünüm gercekten cok iyi gecti derken niye bu şimdi ya,niye???? :’(

Mazeretim Var…

Mazeretler Silsilesi… Uykum var… Çok Yorgunum… Tatile İhtiyacım Var… Kafam Almıyor… İsteseydim Yapardım… Ben Var ya Ben…

Mazeretler; çalışmayı ertelediğimiz, başarısızlığa uğradığımız, işin zorluğundan korktuğumuz zamanlarda beynin kişiyi daha güvenli bir yere taşıma, kendine olan saygısını kaybetmeme gibi amaçlarla gerçek dışı koruma kalkanlarına uzanan yolda en sahte, kandırıkçı yardımcımızdır bizim. Mazeretler; sadece bir kılıftır, bir nevi gerçeklerden kaçmak ve kendimizi kollamak için oynadığımız saklambaç oyunudur. Kısa vadede çözümler getiriyormuş gibi görünse de uzun vadede kalıcı ve tamir olunmaz bir kişisel küskünlüğü, güvensizlik duygusunu ilmek ilmek işler insanın içine.

Maalesef çalışmayı sevmiyoruz. Mazeretler üretmek, işin kolayına kaçmak, yenildiğimiz ve üstesinden gelemediğimiz zamanlarda kendimizi koruyarak galip göstermeyi seviyoruz. Aslında sadece kendimizi kandırıyoruz geçici bir süre için. Fakat, mazeretlerle inşa ettiğimiz o kişisel kalelerin taşlarında zamanla gedikler oluşuyor ve kalelerimiz yıkılıyor; mağlubiyetimizi ve kaçtığımızı mazeretlerimiz saklayamıyor. Yazının devamını oku »

Ağacın Hikayesi

Etrafımıza baktığımızda bir sürü ağaç görürüz. Bu ağaçlardan hele bir tanesi var ki sonbahar mevsiminde yaprakları dökülmüş cılız kalmış bir ağaçtır. Bu ağaç baharın gelmesini sabırsızlıkla beklerken bahar aniden geliverir. Ağaç çok sevinir çünkü sonbahar onun için yalnızlığın simgesiydi. Ama bahar öyle değildi. Baharda güneş sayesinde yaprak açacak ve yemyeşil olacaktı. Yalnızlıktan kurtulmuş olacaktı yani. Bir anda Karşısına güneş çıktı. Güneşi gören ağaç hemen yapraklar açmaya başladı. Yazının devamını oku »

Çok Uluslu Ama Ulusu Olmayan Bir Şirketin Faydaları

2003 Yılında çok uluslu fakat ulusların menfaatine olmayan bilakis bir halkın katledilmesinin perde arkasında rol alan bir şirketin ülkemizde sözüm ona alternatif yaşamın öncüsü olma ve gençlerin yani bizim eğlenme kültürümüzü bile ele geçirme çabası ve üstüne üstlük bunu ROCK müzik yani isyanın ve başkaldırın müzikal bir dışa vurumu olan ROCK müziği seçerek bir şeylerin daha altını boşaltma uğraşısına yani bu paradox’a daha ilk yıldan itibaren dur diyen ve daha büyük bir festivalin daha büyük bi buluşumun ve ROCK müziğin kültür yozlaşması uğraşları içersinde kullanılamayacağını savunan bir topluluk vardı ve bu topluluk adeta mucizevi bir kolektiften, paylaşımdan doğurdukları ilk yıl festivalini başarılı bir şekilde kotarmıştı. Geçen 5 yıl içersinde ise Türkiye’nin en büyük rock ve gençlik festivali olma iddiasını sürdürdü ve başardı da şimdi ise Türkiye’nin en büyük ve bana kalırsa en eğlenceli müzik festivallerinin başını çekiyor. Ama bu başarı da o çok uluslu ama ulusu olmayan şirketin de payını unutmamak gerekli zira; bu ülkenin ilerici unsurları aydınları gençleri üniversitelileri rockcuları müzisyenleri gençleri bu büyük organizasyonu fikri bir zekayla doğurmamıştı. Bu çok uluslu festival için ülkemizi seçmiş olmasa bu kadar büyük bir festival yapacağını ilan etmese bizim ilerici aydın müzisyen rockcularımız hiçbir zaman bu kadar büyük işlere kalkışmazdı diye düşünüyorum. Bu alternatif faaliyet kaygısıyla da doğsa bu karşı duruş sancısıyla da olsa barışarock artık büyük bir festival ve daha da büyüyor bu yüzdendir ki barışarock da o çok uluslu ama ulussuz şirketin payı unutulmamalıdır. İyi ki varsın o çok uluslu ama ulusu olmayan şirket, iyi ki varsında bizi sana inat dahi olsa üretkenliğe itiyorsun, iyi ki varsın çok uluslu ama ulusu olmayan şirket çünkü sana inat bizi birbirimize yakınlaştırıyorsun, iyi ki varsın coca cola acısın ama serinletiyorsun…

Mehmet Onur AKBULUT

The Secret 4 Aydır En Çok Tercih Edilen Kitap!

Türkiye Yayıncılar Birliği’nin verilerine göre, Nisan-Temmuz ayları arasında 4 ay süresince çok satanlar listesinde ‘Secret’ birinci sıradaki yerini korudu.

Prof. Dr. Mehmet Öz ve Prof. Dr. Michael E. Roisen’in ‘Siz-Diyettesiniz’, Isamu Saito’nun ‘Kokoloji-2′ ile Hulki Cevizoğlu’nun ‘İşgal ve Direniş’ adlı kitabı da ilk sıralarda yer aldı.

İlber Ortaylı’nın ‘Eski Dünya Seyahatnamesi’, İnci Aral’ın ‘SafranSarı’, Cem Kozlu’nun ‘Bulutların Üstüne Tırmanırken’, Bülent Orakoğlu’nun ‘Ankara’da Gölge Oyunları’, Erol Mütercimler’in ‘Akıl Oyunu; Komplo Teorileri’ kitapları da ilk 10 arasına girdi.
Yazının devamını oku »